İnkılapçılık İlkesi nedir

nedir kısa bilgi
nedir

Ara

A| B| C| D| E| F| G| H| I| J| K| L| M| N| O| Ö| P| R| S| Ş| T| U| Ü| V| Y| Z|
İnkılapçılık İlkesi nedir hakkında özet bilgi


İnkılapçılık İlkesi : İNSANLIK TARİHİ İNCELENDİĞİNDE İKİ TEMEL OTORİTE KAYNAĞI İLE KARŞILAŞILIR. BUNLAR; SİYASİ OTORİTE VE DİNSEL OTORİTEDİR. BU İKİ OTORİTE KAYNAĞI İNSAN TOPLULUKLARINI YÖNETME AMACI ÇERÇEVESİNDE DAİMA BİRBİRLERİYLE MÜCADELE İÇİNDE OLMUŞLARDIR. KİMİ ZAMAN SİYASİ OTORİTE DİNSEL OTORİTEYE EGEMEN OLMUŞ VE ONUN HALK ÜZERİNDEKİ YAPTIRIMINDAN DA YARARLANMIŞ, BAZI DÖNEMLERDE İSE DİNSEL OTORİTE SİYASİ OTORİTEYE EGEMEN OLMUŞ VE AYNI YÖNTEMLERLE HALK ÜZERİNDEKİ OTORİTESİNİ ARTTIRMIŞTIR. ZAMAN ZAMAN BU İKİ OTORİTE HALKI YÖNETMEK İÇİN İŞBİRLİĞİ YAPMIŞ, ÇATIŞMADAN KAÇINARAK GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRMİŞ-LERDİR.

SİYASİ OTORİTENİN DİNSEL OTORİTEYE EGEMEN OLDUĞU DÖNEMLER-DE, SİYASİ OTORİTE AKLI VE BİLİMİ GENELLİKLE REDDETMEMİŞ, AKLIN VE BİLİMİN ÜRÜNLERİNİ KENDİ EGEMENLİĞİNİ GÜÇLENDİERECİ BİR UNSUR OLARAK KULLANMIŞTIR. ÖRNEĞİN; FATİH, İSTANBUL’U FETHETMEDEN ÖNCE DÜNYACA ÜNLÜ TOP DÖKÜM USTALARINI DAVET ETMİŞ, ÇALIŞMALARINA DESTEK VERMİŞ VE ONLARIN ÇALIŞMALARININ ÜRÜNÜNÜ İSTANBUL’U FETHETMEKTE KULLANARAK HEM OSMANLI DEVLETİNİ BİR DÜNYA DEVLETİ HALİNE GETİRMİŞ, HEM DE ÇAĞ KAPAYIP YENİ BİR ÇAĞ AŞMIŞTIR.

DİNSEL OTORİTENİN SİYASİ OTORİTEYE EGEMEN OLDUĞUDÖNEMLERDE İSE DİNSEL OTORİTE; AKIL VE BİLİMİN ŞÜPHECİ VE SORGULAYICI NİTELİĞİN-DEN KENDİ OTORİTESİNİ OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEYECEĞİ DÜŞÜNCESİ İLE ÇEKİNEREK AKLI VE BİLİMİ REDDETMİŞ VE DIŞLAMIŞTIR.

İNSANLIK TARİHİNİ BİR SÜREÇ İÇİNDE ELE ALACAK OLURSAK İLK ÇAĞDA AKLIN VE BİLİMİN GENELDE EGEMEN OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ. GEREK ÇOK TANRILI DİNLERİN ÖZELLİĞİNDEN GEREKSE İKTİDARIN SİYASİ OTORİTENİN ELİNDE BULUNMASINDAN DOLAYI “SİSTEM” AKIL VE BİLİM TEMELİNE DAYALI OLMUŞTUR. ESKİ MISIR’DA ASTRONOMİ, TIP VE ANATOMİ ALANINDAKİ GELİŞMELER, EGE MEDENİYETİNİN BEŞİĞİ OLAN İYON VE ANAKARA YUNANİSTAN’INDA MATEMATİK, ASTRONOMİ VE COĞRAFYA ALANINDAKİ GELİŞMELER, BÜYÜK İSKENDERLE BAŞLAYAN HELENİSTİK DÖNEMDE HEMEN BÜTÜN BİLİM DALLARINDAKİ GELİŞMELER, ROMA İMPARATORLUĞUNDA BÜTÜN BİLİM DALLARININ YANISIRA ASKERLİK, DEVLET YÖNETİMİ VE HUKUK ALANINDAKİ GELİŞMELER İLKÇAĞDA AKIL VE BİLİMİN EGEMEN OLDUĞUNUN, DOLAYISIYLA İLK ÇAĞIN “AYDINLIK” OLDUĞUNUN DELİLLERİDİR.

MİLADİ 375 TARİHİ İLK ÇAĞIN AYDINLIK DÖNEMİNİN KIRILMA NOKTASI OLMUŞTUR. BU KIRILMA NOKTASI İLE MEVCUT SİSTEM TAMAMEN ALTÜST OLMUŞ VE BAMBAŞKA BİR SİSTEM OLMUŞTUR. 375 TARİHİNDE KAVİMLER GÖÇÜNÜN BAŞLAMASIYLA DÜNYAYA HAKİM SİYASİ OTORİTE OLAN ROMA İMPARATORLUĞU SARSILMIŞ, 395 TARİHİNDE BATI ROMA VE DOĞU ROMA OLMAK ÜZERE ÖNCE İKİYE AYRILMIŞ, 476 TARİHİNDE İSE BATI ROMA YIKILMIŞTIR. BATI ROMA’NIN YIKILMASIYLA MEVCUT SİYASİ OTORİTE YÜZLERCE PARÇAYA AYRILMIŞ VE FEODAL SİSTEM ADINI VERDİĞİMİZ BİR ÇOK KÜÇÜK SİYASİ OTORİTENİN OLDUĞU YENİ BİR SİSTEM KURULMUŞTUR. ROMANIN SİYASİ OTORİTESİ BİR ÇOK PARÇAYA BÖLÜNÜRKEN, VATİKAN MERKEZLİ KATOLİK DİNSEL OTORİTE TEK OTORİTE OLARAK KALMIŞ VE ZAMANLA KÜÇÜK SİYASİ SİSTEMLERİ TAMAMEN KENDİ EGEMENLİĞİ ALTINA ALMIŞTIR. KISACASI SİYASİ OTORİTE DİNSEL OTORİTENİN YÖNETİMİ ALTINA GİRMİŞTİR. FRANK İMPARATORU ŞARLMAN’IN PAPADAN TAÇ GİYMESİYLE BAŞLAYAN GELENEK, SİYASİ LİDERLERİN ANCAK KİLİSENİN ONAYINDAN GEÇMESİYLE MEŞRU BİR YÖNETİME SAHİP OLACAĞI ANLAYIŞINI YERLEŞTİRMİŞ, PAPALARIN ONAYLAYICI GÜCE SAHİP OLMASI, KİLİSENİN OTORİTESİNİ DAHA DA ARTIRMIŞTIR.

DİNSEL OTORİTE YANİ KİLİSE, OTORİTESİNİ DAHA DA ARTTIRMAK İÇİN HRİSTİYANLIKLA HİÇ İLGİSİ OLMAYAN, GÜNAH ÇIKARMA, ENDÜLJANS YANİ CENNETTEN YER AYIRMA, AFOROZ ETME YANİ DİNDEN ÇIKARMA VE ENTERDİ YANİ BİR ÜLKEDE TÜM DİNSEL TÖRENLERİN YASAKLANMASI CEZASI GİBİ SAÇAMA SAPAN UYGULAMALAR GETİRMİŞLER VE BUNDA BAŞARILI DA OLMUŞLARDIR. ZAMAN ZAMAN AFOROZ EDİLDİĞİ İÇİN PAPANIN ALPLERDEKİ ŞATOSUNUN KAPISINDA YILLARCA YALINAYAK – BAŞI KABAK AF DİLEYEN KRALLAR DAHİ OLMUŞTUR.

KİLİSE ELİNDE BULUNDURDUĞU BU GÜCÜ YİTİRMEMEK İÇİN DAHA ÖNCE BELİRTTİĞİMİZ GİBİ ŞÜPHECİ VE SORGULAYICI NİTELİĞİNDEN DOLAYI BİLİMİ REDDETMİŞ HER TÜRLÜ BİLİMSEL ÇALIŞMAYI DİNE KARŞI BİR HAREKET OLARAK DEĞERLENDİRMİŞ VE ENGİZİSYON MAHKEMELERİ DEVREYE SOKULARAK BU TÜR GİRİŞİMLER ÇOK AĞIR BİÇİMDE CEZALANDIRILMIŞTIR. BU UYGULAMA ORTA ÇAĞ BOYUNCA İNSANLIĞIN TAM BİR KARANLIK DÖNEM YAŞAMASI SONUCUNU BERABERİNDE GETİRMİŞTİR.

BU KARANLIK DÖNEMİ SONA ERDİREN VE SİSTEMİ BAŞTAN SONA DEĞİŞTİREN DİĞER BİR KIRILMA NOKTASI İSE 1517’DE MARTİN LUTHER’İN İNCİLİ ALMANCAYA ÇEVİRMESİYLE BAŞLAYAN REFORM SÜRECİDİR. İNCİLİN ORİJİNALİ, GEREKÇEDİR. ROMA İMPARATORLUĞUNUN HRİSTİYANLIĞI RESMİ DİN OLARAK KABUL ETMESİYLE İNCİL, LATİNCEYE ÇEVRİLMİŞTİR. ORTAÇAĞ BOYUNCA KİLİSE, İNCİL DIŞI SAÇMA ŞAPAN UYGULAMALARI NEDENİYLE İNCİL-İN OKUNUP İNCELENMESİNİN ÖNÜNE GEÇMİŞ VE BUNU KENDİ OTORİTELERİ İÇİN BİR TEHDİT OLARAK GÖRMÜŞTÜR. ALMAN DİN ADAMI LUTHER’İN 1517’DE İNCİLİ ALMANCAYA ÇEVİRMESİ İLE LUTHER PAPA TARAFINDAN AFOROZ EDİLMİŞ ANCAK O AFOROZNAMEYİ HALKIN ÖNÜNDE YIRTARAK KİLİSE OTORİTESİNE MEYDAN OKUMUŞTUR. ALMAN PRENSLERİNİN KENDİSİNİ DESTEKLEMESİYLE KİLESENİN TEHDİDİNDEN KURTULMUŞ VE PROTESTANLIK ADI VERİLEN YENİ BİR MEZHEBİN DOĞUŞ SÜRECİNİ BAŞLATMIŞTIR.

1517’DEKİ KIRILMA NOKTASIYLA BAŞLAYAN SÜREÇTE AVRUPADA AYDIN-LANMA KAVRAMI DOĞMUŞ, GÜNLÜK YAŞANTIDA AKLIN VE BİLİMİN EGEMENLİĞİ ÖN PLANA ÇIKMIŞ, SİYASİ OTORİTEGÜÇLENMİŞ DİNSEL OTORİTE GÜCÜNÜ SÜREÇ İÇİNDE YİTİRMİŞTİR. COĞRAFİ KEŞİFLER, RÖNESANS VE REFORM HAREKETLERİYLE AVRUPADA ORTAYA ÇIKAN AYDINLANMA KAVRAMI YENİ KURULAN MERKEZİ İMPARATORLUKLAR TARAFINDAN KABUL GÖRMÜŞ, HER YENİ KEŞİF, HER YENİ BİLİMSEL BULGU SİYASİ OTORİTEYİ GÜÇLENDİRMİŞ, DİNSEL OTORİTEYİ GERİLETMİŞTİR.

1517 TARİHİYLE BAŞLAYAN BU YENİ SÜREÇTE YEPYENİ BİR SİSTEM KURULMUŞTUR. MERKEZİ İMPARATORLUKLARIN YÖNETİMİNDEKİ AKLI VE BİLİMİ ÖN PLANA ÇIKARAN MONARŞİK DÜZEN BİR DİĞER KIRILMA NOKTASINA KADAR VARLIĞINI SÜRDÜRMÜŞTÜR.

DİĞER KIRILMA NOKTASI İSE; 1789 FRANSIZ İHTİLALİ OLMUŞTUR. FRANSIZ İHTİLALİ İLE ASİLZADE ANLAYIŞI SON BULMUŞ, MOZAİK MONARŞİK İMPARA-TORLUKLAR DÖNEMİ YERİNE SÜREÇ İÇİNDE MİLLET EGEMENLİĞİNE DAYALI, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK HAK, MİLLİYETÇİLİK, LAİKLİK GİBİ KAVRAMLARI ÖN PLANA ÇIKARAN ULUS DEVLET ANLAYIŞININ GEÇERLİ OLDUĞU YEP YENİ BİR SİSTEM OLUŞMUŞTUR.

SANAYİ İNKILABI İLE SİSTEM BİR DAHA KIRILMIŞ VE SANAYİ ÜRETİMİ İLE TOPLUMUN YAŞAM TARZI DEĞİŞMİŞ TARIM TOPLUMDAN, SANAYİ TOPLUMUNA GEÇİŞ SÜRECİ BAŞLAMIŞ 1830 VE 1848 İHTİLALLERİYLE AVRUPA DA BİREYİN VE ÇALIŞANIN ÜRETENİN BİREYSEL HAKLARI GÜNDEME GELMİŞ VE YENİ BİR SİSTEM OLUŞMUŞTUR.

BU SÜREÇTEKİ SON KIRILMA NOKTASI İSE II.DÜNYA SAVAŞI OLMUŞTUR. BU KIRILMA NOKTASIYLA BAŞLAYAN SÜREÇTE LAİK, DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ VE SOSYAL DEVLET ANLAYIŞININ EGEMEN OLDUĞU, BİREYSEL HAKLARIN ÇOK ÜST DÜZEYE ÇIKARILDIĞI YEPYENİ BİR SİSTEM OLUŞMUŞTUR. GÜNÜMÜZDE DÜNYA HALA BU SÜRECİ YAŞAMAKTADIR.

BURADAN DA ANLAŞILACAĞI GİBİ AVRUPA KARANLIKTAN AYDINLIĞA, ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDEYEREK ÇIKABİLMİŞTİR. HER KIRILMA NOKTASI PEK ÇOK TOPLUMSAL KARGAŞAYA, KAN VE GÖZYAŞINA SEBEP OLMUŞ, HER YENİ VE İLERİ SİTEM ÇOK BÜYÜK ACILARIN SONUCU KURULABİLMİŞTİR. YENİ SİSTEMİ BENİMSEYENLERLE, BENİMSEMEYENLER ARASINDAKİ KIYASIYA MÜCADELE, AVRUPANIN 500 YILINA MAL OLMUŞTUR. ELDE EDİLEN HAKLAR, ULAŞILAN DÜZEYİN ÖDENEN BEDELİ ÇOK AĞIRDIR. ANCAK BU AĞIR BEDELE RAĞMEN SONUNDA AKLIN VE BİLİMİN EGEMENLİĞİNE ULAŞILMIŞTIR.

BU SÜREÇ İÇİNDE OSMANLI DEVLETİNE BAKACAK OLURSAK BAMBAŞKA BİR SİSTEM KARŞIMIZA ÇIKMAKTADIR. OSMANLI DEVLETİ TEOKRATİK – MONARŞİK BİR DEVLETTİR. DEVLETİN BAŞINDA SİYASİ BİR LİDER OLAN PADİŞAH VARDIR. PADİŞAHIN YETKİLERİ SINIRSIZ OLUP, SİYASİ OTORİTE YAPI OLARAK ÇOK GÜÇLÜDÜR. ANCAK BU SİYASİ OTORİTENİN YANINDA ŞEYHÜL-İSLAMLIK DENEN BİR MEKANİZMA BULUNMAKTADIR. BAŞLICA EĞİTİM KURUM-LARINI TEMSİL EDEN MEDRESELER VE ETKİ ALANI ÇOK BÜYÜK OLAN YARGI GÜCÜNÜN YANİ ŞERİAT MAHKEMELERİNİN BU MEKANİZMAYA BAĞLI OLMASI VE DEVLETİN YAPACAĞI UYGULAMALAR İÇİN BU MEKANİZMANIN BAŞI OLAN ŞEYHÜLİSLAMDAN FETVA ALINMASI SİSTEMİN ÖNÜNÜ TIKAYAN EN BÜYÜK ETKEN OLMUŞTUR.

SİYASİ OTORİTENİN GÜÇLÜ OLDUĞU, DİRAYETLİ PADİŞAHLARIN İŞBAŞINDA BULUNDUĞU DÖNEMLERDE BU DİNSEL MEKANİZMA PEK ETKİN OLAMAMIŞTIR. ZAMAN ZAMAN KARARINI BEĞENMEDİĞİ BİR ŞEYHÜLİSLAMI GÖREVDEN ALA-RAK YERİNE YENİ ŞEYHÜLİSLAMLAR ATAYAN PADİŞAHLAR DAHİ OLMUŞTUR. BU DÖNEMDE ULEMA ADI VERİLEN DİN ADAMLARI ETKİN OLAMAMIŞ, SİYASİ LİDER OLAN PADİŞAHIN İKTİDARI TARTIŞMASIZ ÜSTÜN KONUMDA OLMUŞTUR.

ANCAK DİRAYETSİZ PADİŞAHLARIN İKTİDARDA OLDUĞU DÖNEMDE ŞEY-HÜLİSLAMLAR VE ULEMA SINIFI SARAY GÖREVLERİ İLE DE İŞBİRLİĞİNE GİDE-REK YÖNETİMDE ETKİN OLMUŞLAR VE OSMANLI DEVLETİNİN SİSTEMİNİ OLUM-SUZ YÖNDE ETKİLEMİŞLER VE DEVLETİ GERİLETMİŞLERDİR. MATBAA BAŞTA OLMAK ÜZERE AKLIN VE BİLİMİN GEREĞİ OLAN PEK ÇOK YENİLİĞE KARŞI ÇIKMIŞLAR VE SİSTEMİN BÜNYESİNİ ZAYIFLATMIŞLARDIR. ÖĞRENİM KURUMLA-RINDA POZİTİF BİLİMLERİN OKUTULMASINA KARŞI ÇIKMIŞLAR AYNI ORTAÇAĞ AVRUPASINDA OLDUĞU GİBİ AKLI VE BİLİMİ KENDİ İKTİDARLARI İÇİN BİR TEHDİT OLARAK GÖRMÜŞLERDİR. BU AÇIDAN BAKILDIĞINDA PAPAZLA YOBAZ ARASINDA HİÇ FARK YOKTUR.

SAVAŞ ALANLARINDA ARDARDA ALINAN YENİLGİLERLE GERİLEMEYE BAŞ-LAYAN VE GÜCÜNÜ YİTİREN OSMANLI DEVLETİNİ YENİDEN ESKİ GÜCÜNE KAVUŞTURMAK AMACIYLA PEK ÇOK PADİŞAH TARAFINDAN PEK ÇOK ÇÖZÜM YOLU DÜŞÜNÜLÜP UYGULAMAYA ÇALIŞILDIYSADA BU YENİLEŞME ÇABALARI ETKİLİ OLAMAMIŞTIR. ÇÜNKÜ YÖNTEM YANLIŞTIR. ISLAHAT ADI VERİLEN VE SİSTEMİN ÖZÜNDE HİÇBİR DEĞİŞİKLİĞE YOL AÇMADAN SADECE ŞEKİLSEL AÇIDAN YAPILAN BU DÜZENLEMELER, BÜNYEDE MEYDANA GELEN HASTALIĞIN GERÇEK TEDAVİSİ OLAMAMIŞTIR. HATTA III. SELİM, II. MAHMUT VE ABDÜLAZİZ GİBİ GERÇEKTEN DEVLETİ AYAĞA KALDIRMA İSTEĞİNDE OLAN VE BU UĞURDA ÇOK ÖNEMLİ ISLAHAT HAREKETLERİNE GİRİŞEN PADİŞAHLARIN BİLE BU ÇABALARI KISMİ BİR BAŞARI GÖSTERMİŞ, ANCAK HASTAYI ÖLÜMDEN KURTA-RAMAMIŞTIR. OSMANLI GERÇEK SORUNUN SİSTEMDE OLDUĞUNU, SİSTEMİN AKLI VE BİLİMİ DIŞLAYAN UYGULAMALARININ ASIL SORUN OLDUĞUNU KABUL ETMEMİŞ, KABUL ETMEK İSTEMEMİŞTİR.

ALTI YÜZYILLIK OSMANLI TARİHİ İNCELENDİĞİNDE BİR TEK SİSTEMİN ÜZERİNDE DALGALI BİR SEYİR İZLENDİĞİ GÖRÜLÜR. SİSTEM AYNI OLMAK ÜZERE SİYASİ LİDER DİRAYETLİ İSE SİSTEMİ İYİ İŞLETMİŞ ANCAK DİRAYETSİZ YÖNETİCİLER İŞBAŞINA GELDİĞİNDE SİSTEM İYİ İŞLEMEMİŞ, BU DA DEVLETİ GERİLETMİŞTİR. YAPILAN ISLAHATLARLA SİSTEMİN TIKANIKLIĞI BİRAZ AŞILMIŞ ANCAK KAÇINILMAZ SONDAN KURTULUNAMAMIŞTIR. KISACASI AVRUPA REFORM HAREKETİYLE BAŞLAYAN KIRILMALARLA SİSTEMİNİ SÜREKLİ OLARAK DEĞİŞTİRİP DAHA İYİ SİSTEMLERİ EGEMEN KILIP AKLIN VE BİLİMİN IŞIĞINDA AYDINLANIRKEN, OSMANLI KARANLIĞI DAVET EDEN SİSTEMİNİ BİR TÜRLÜ DEĞİŞTİREMEMİŞTİR. TA Kİ KOŞULLARIN YOL AÇTIĞI KIRILMAYA KADAR.

TÜRK TARİHİNDEKİ İLK KIRILMA NOKTASI 1919 TARİHİDİR. 1919 DAKİ KIRILMAYLA BAŞLAYAN SÜREÇ TÜRKİYE’NİN YEPYENİ BİR SİSTEME KAVUŞMASI SONUCUNU DOĞURMUŞTUR.

1919 YILINDA BAŞLAYAN SÜREÇTE ATATÜRK TÜRK İNSANININ DESTEĞİNİ VE YARATICI GÜCÜNÜ ARKASINA ALARAK ÖNCE TÜRK YURDUNU DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTARMIŞ, ARDINDAN DA ÖZBENLİĞİNİ İŞGAL EDEN KARAN-LIKTAN, İNSANLARIMIZI KURTARMAK İÇİN KENDİ ZİHNİNDE TASARLADIĞI BİR DİZİ ÖNLEMİ UYGULAMAYA GEÇMİŞTİR.

ATATÜRK’ÜN UYGULAMALARININ ADI İNKILAPTIR. İNKILAP ESKİYİ, KÖHNEYİ GEÇERSİZİ, GERİLETENİ KALDIRIP ATMAK YERİNE AKLIN VE BİLİMİN IŞIĞINDA YEPYENİ EN İYİYİ, EN MÜKEMMELİ GETİRMEKTİR. ISLAHAT ÜFÜRÜKÇÜ NEFESİ İSE İNKILAP TIBBİ TEDAVİDİR. İNKILAP AKIL VE BİLİMİ GERÇEK REHBER EDİNMEKTİR.

İNKILABI HAYATA GEÇİRMEK İÇİN ÖNCELİKLE ESKİ SİSTEMİ; ESKİ SİSTEMİN EN ÖNEMLİ DAYANAKLARINI ORTADAN KALDIRMAK GEREKİR. ESKİ SİSTEMİN EN ÖNEMLİ DAYANAKLARI SALTANAT, HİLAFET VE FETVA MAKAMI OLAN ŞERİYE VE EVKAF VEKALETİDİR. SALTANAT 1 KASIM 1922 DE KALDIRILIR. ARDINDAN ONUN YERİNE 29 EKİM 1923 TE CUMHURİYET İLAN EDİLİR. ESKİ SİSTEMİN SON İKİ DAYANAĞI OLAN HİLAFET VE SERİYE VEKALETİ DE 3 MART 1924’TE KALDIRILIR.

BU UYGULAMALARLA KIRILMA NOKTASINI GERÇEK BİR SİSTEM DEĞİŞİK-LİĞİNE YÖNLENDİRECEK SİYASİ ZEMİN HAZIRLANMIŞTIR. TEMEL ATILMIŞTIR. BU TEMEL ÜZERİNE BİR DİZİ İNKILAP ARD ARDA GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR.

HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR;

* 3 MART 1924’TE ŞERİYE VE EVKAF VEKALETİ KALDIRILARAK LAİK HUKUKUN TEMELİ ATILDI.

* 1924 YILINDA CUMHURİYET’İN İLK ANAYASASI KABUL EDİLDİ.

* 1925’TE ANKARA HUKUK MEKTEBİ AÇILDI.

* 1926’DA HUKUKİ ALANDA KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNİ GETİREN MEDENİ KANUN KABUL EDİLDİ.

* 926-1931 SÜRECİNDE CEZA KANUNU, BORÇLAR KANUNU VE DENİZ TİCARET KANUNU, CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU GİBİ BİR DİZİ KANUN KABUL EDİLEREK POZİTİF, YANİ LAİK HUKUKA GEÇİLDİ.

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR;

* 3 MART 1924 TARİHİNDE TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU KABUL EDİLEREK LAİK EĞİTİME GEÇİLDİ.

* 1924 YILINDA MEDRESELER KAPATILDI. AYNI YIL MİLLET MEKTEPLERİ AÇILDI.

* 1 KASIM 1928 DE HARF İNKILABI YAPILARAK TÜRK İNSANININ CAHİL KALMASININ EN ÖNEMLİ SEBEBİ OLAN ARAP ALFABESİ YERİNE YEDİ YAŞINDAKİ BİR ÇOCUĞUN BİLE ÜÇ AYDA OKUMA YAZMA ÖĞRENEBİLDİĞİ YENİ ALFABE KABUL EDİLDİ. OKUMA YAZMA SEFERBERLİĞİ BAŞLATILARAK KÖYLERE KADAR OKUL GÖTÜRÜLDÜ.

* 1931’DE TÜRK DİL KURUMU KURULARAK TÜRK DİLİNİ YABANCI DİLLER BOYUNDURUĞUNDAN KURTARACAK ÇALIŞMALAR BAŞLATILDI.

* 1932 YILINDA TÜRK TARİH KURUMU KURULARAK TÜRK TARİHİNİN ŞANLI GEÇMİŞİNİN BİLİMSEL METODLARLA GÜNIŞIĞINA ÇIKARILMASI SAĞLANDI.

* 1932 YILINDA HALKEVLERİ KURULARAK TÜRK KÜLTÜRÜNÜN GÜZELLİKLERİNİN PAYLAŞILMASI VE GELİŞTİRİLMESİNİN ÖNÜ AÇILDI.

* 1933 YILINDA ÜNİVERSİTE REFORMU YAPILARAK TÜRK ÜNİVERSİTELERİNİN ATASI OLAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KURULDU.

TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAP HAREKETLERİ ;

* 1925 YILINDA TEKKE, ZAVİYE VE TÜRBELER KAPATILARAK LAİK DÜŞÜNCEYE VE AKILCILIĞA YÖNELME KONUSUNDA ÖNEMLİ BİR ADIM ATILMIŞ OLDU.

* 1925 YILINDA YAPILAN KILIK KIYAFET İNKILABI İLE TÜRK TOPLUMUNUN DIŞ GÖRÜNÜŞ OLARAK DA ÇAĞDAŞLAŞMASI SAĞLANDI.

* 1926 YILINDA TAKVİM VE SAAT SİSTEMİNDE DE DEĞİŞİKLİK YAPILDI.

* 1928 YILINDA ULUSLAR ARASI RAKAMLAR KABUL EDİLDİ.

* 1930 YILINDA BELEDİYE SEÇİMLERİNDE TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI TANINDI.

* 1931 YILINDA AĞIRLIK VE UZUNLUK ÖLÇÜ BİRİMLERİ DEĞİŞTİRİLDİ.

* 1933 YILINDA TÜRK KADININA KÖY MUHTAR VE İHTİYAR HEYETLERİNE SEÇME VE SEÇİLME HAKKI TANINDI.

* 1934 YILINDA TÜRK KADININA MİLLETVEKİLİ SEÇME VE SEÇİLME HAKKI TANINDI. BÖYLECE TÜRK KADINI SOSYAL ALANDAN BAŞKA, SİYASAL ALANDA DA HAK ETTİĞİ YERE GETİRİLEREK, İKİNCİ SINIF İNSAN OLMAKTAN KURTA-RILDI.

UYGULANAN DEVLETÇİ EKONOMİK POLİTİKALARLA GELİŞMİŞ VE KALKINMIŞ BİR EKONOMİNİN TEMELLERİ ATILDI.

BU UYGULAMALAR VE BU İNKILAPLARLA TÜRKİYE 15 YILDA ÇAĞDIŞI BİR SİSTEMDEN ÇAĞDAŞ VE MODERN BİR SİSTEME VE GERÇEK AYDINLIĞA KAVUŞTU.

BÜTÜN BU YAPILANLAR ANLIK KARARLARLA, GÜNDELİK DÜŞÜNCELERLE YAPILMADI. BU AYDINLANMA, ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ ADINI VERDİĞİMİZ AKSİYONLA TEORİYİ YANYANA GÖTÜREN BİR DÜŞÜNCENİN AYDINLANMA ÇABASININ BİR ÜRÜNÜYDÜ.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ, AKLI VE BİLİMİ TEMEL HAREKET NOKTASI OLARAK ALAN TOPLUMUN İHTİYAÇLARINDAN DOĞAN VE GENE TOPLUMUN İHTİYAÇLARINA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ GETİREN, DEMOKRATİK VE LAİK BİR DEVLET VE TOPLUM YAPISINDA SÜREKLİ ÇAĞDAŞLAŞMAYI VE MODERN-LEŞMEYİ ÖNGÖREN PRAGMATİK YANİ HER TÜRLÜ EYLEM VE İŞLEMDE HALKIN YARARINI GÖZETEN BİR ÇAĞDAŞLAŞMA VE MODERNLEŞME SİSTEMİDİR.

ATATÜRK’ÜN YAPTIĞI İNKILAPLARLA, TOPLUM VE DEVLET YAŞANTISINDA KARŞILAŞILACAK SORUNLARA YÖNELİK ÇÖZÜM ÖNERİLERİ GETİREN ALTI TEMEL İLKE ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ’NİN ÖZÜNÜ OLUŞTURUR. BU İLKELER HİÇBİR YERDEN TAKLİT EDİLMEMİŞTİR. TAMAMEN ÖZGÜNDÜR. ÇÜNKÜ BU İLKE VE İNKILAPLARI TÜRKİYE GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMIŞTIR. ATATÜRK KENDİ MODELİNİ OLUŞTURURKEN, DEVLETİN SİYASETİNİ VE TEMEL İLKELERİNİ SAPTARKEN BAŞKALARINA BENZEMEMEYE, BAŞKALARININ ETKİSİ VE DENETİMİ ALTINA GİRMEMEYE ÖZEN GÖSTERMİŞ, ULUSAL BİR ÇAĞDAŞ-LAŞMA YÖNTEMİ SEÇMİŞ VE ONU UYGULAMIŞTIR.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN TEORİ VE UYGULAMALARI 1920’Lİ, 1930’LU YILLARA DAYANMASINA RAĞMEN SİSTEMİN TEMEL FELSEFESİ NEDENİYLE GÜNÜMÜZDE DE GEÇERLİLİĞİNİ AYNEN HATTA ARTTIRARAK DEVAM ETTİRMEKTEDİR. ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ KENDİ KENDİNİ SÜREKLİ OLARAK YENİLEYEBİLMESİDİR.

DÜNYA KOŞULLARI SÜREKLİ OLARAK DEĞİŞMEKTEDİR. SÜREKLİ DEĞİŞEN KOŞULLARA AYAK UYDURABİLMEK VE SİSTEMİN DEVAMLILIĞINI SAĞLAMAK İÇİN SÜREKLİ YENİLENME KAÇINILMAZDIR.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE DİNAMİZM KAZANDIRAN, SÜREKLİ YENİLENMEYİ, ÇAĞIN KOŞULLARINA UYABİLMEK İÇİN SÜREKLİ DİNAMİK OLMAYI ÖNGEREN İLKENİN ADI, İNKILAPÇILIK İLKESİDİR. İNKILAPÇILIKTA AKLIN VE BİLİMİN ÖNDERLİĞİNDE TOPLUMSAL GERÇEKLERİN ÖNGÖRDÜĞÜ HER TÜRLÜ DÜZENLEME VE YENİLEME BEKLEMEKSİZİN YAPILIR. TOPLUM YAŞAYAN BİR VARLIKTIR; DEĞİŞMEK VE GELİŞMEK ZORUNDADIR. BU DEĞİŞİM VE GELİŞİM SÜREKLİ OLMALIDIR. İNKILAPÇILIK İLKESİNE GÖRE “DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY; DEĞİŞİMİN KENDİSİDİR.”

İNKILAPÇILIK, ATATÜRKÇÜLÜĞÜN, TÜRK İNKILABINI VE İNKILAP İLKELERİNİ, DOGMA OLMAKTAN KURTARAN; ONU YAŞAYAN ÇAĞIN, ÇAĞLARIN, GELECEĞİN YENİ OLUŞUMLARI, GELİŞMELERİ VE DEĞİŞMELERİ KARŞISINDA SÜREKLİ KILAN İLKESİDİR.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ, İNKILAPÇILIK İLKESİYLE ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİNE ULAŞMA ÇABASINDA HEM GEÇERLİLİĞİNİ, YARARLILIĞINI SÜRDÜREN İNKILAPÇI UYGULAMALARA SAHİP ÇIKILMASINI VE ONLARIN KORUNUP GELİŞTİRİLMESİNİ; HEM DE YENİ GEREKSİNİMLER KARŞISINDA YENİ İNKILAPÇI UYGULAMA VE ÇÖZÜMLERE GİDİLMESİNİ ÖNGÖRMEKTEDİR. YANİ ATATÜRKÇÜLÜK ADINA ATATÜRK İNKILAPLARINI OLDUĞU GİBİ KORUMAK, ATATÜRK’E VE ATATÜRKÇÜLÜĞE YAPILACAK EN BÜYÜK İHANETTİR. ATATÜRK İNKILAPLARINI DEĞİŞEN KOŞULLAR ÇERÇEVESİNDE AKLI VE BİLİMİ TEMEL ALARAK DAHA İYİYE DAHA GÜZELE GÖTÜRMEK GERÇEK ATATÜRKÇÜLÜKTÜR. O NEDENLEDİR Kİ ATATÜRK; “BEN SİZE HİÇBİR NASS-I KATI, HİÇBİR DONMUŞ VE KALIPLAŞMIŞ KURAL BIRAKMIYORUM. BENİM MİRASIM AKIL VE BİLİMDİR. AKLIN VE BİLİMİN GEREĞİNİ KABUL EDENLER GERÇEK MİRASÇILARIM OLURLAR”, SÖZÜYLE AKLIN VE BİLİMİN REHBERLİĞİ DIŞINDA HER ŞEYİN DEĞİŞEBİLECEĞİNİ VE DEĞİŞİKLİKLERE GENE AKLIN VE BİLİMİN ÖN GÖRÜLERİ DOĞRULTUSUNDA AYAK UYDURULMASINI İSTEMİŞTİR.

İNKILAPÇILIK İLKESİ DOĞRULTUSUNDA ORTAYA ÇIKTIĞI ANDAKİ ANLAYIŞ VE UYGULAMA İLE ZAMAN İÇİNDE DEĞİŞEN KOŞULLAR KARŞISINDA İNKILAP-ÇILIK İLKESİ ÇERÇEVESİNDE YENİLENEN VE GELİŞTİRİLEN UYGULAMALARA EN GÜZEL ÖRNEK OLARAK DEVLETÇİLİK İLKESİNİ VEREBİLİRİZ.

DÖNEMİN KOŞULLARI DOĞRULTUSUNDA ÜLKEDE EKONOMİK YATIRIMLAR YAPACAK YETERLİ SERMAYE BİRİKİMİ OLMADIĞI İÇİN ATATÜRK TARAFINDAN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN EKONOMİ TEORİSİ OLAN DEVLETÇİLİK GELİŞTİRİLMİŞTİR. DEVLETÇİLİK; ÖZEL SEKTÖR İŞLETMECİLİĞİ İLE KAMU İŞLETMECİLİĞİNİN UYUM İÇİNDE ÇALIŞARAK DEVLETİN VE MİLLETİN EKONOMİK VE SOSYAL KALKINMASINI GERÇEKLEŞTİRMEYİ HEDEFLEMİŞTİR.

BU ÇERÇEVEDE DEVLET ÖZEL SEKTÖRÜN EKONOMİK KAYNAKLARIN YETERSİZLİĞİ NEDENİYLE ULAŞAMADIĞI PEK ÇOK SEKTÖRDE YATIRIM YAPMIŞ VE DEVLETİN VE MİLLETİN İHTİYACI OLAN EKONOMİK DEĞERLERİ YARAT-MIŞTIR. BU SÜREÇ İÇİNDE TARIM TOPLUMUNDAN SANAYİ TOPLUMUNA GEÇİLMİŞ DÜNYADA 16. SIRADA OLAN GÜÇLÜ BİR EKONOMİK YAPI YARATILMIŞTIR. DEVLETÇİ EKONOMİK UYGULAMALAR AYNI ZAMANDA GÜÇLÜ VE PEK ÇOK ALANA YATIRIM YAPACAK BİR ÖZEL SEKTÖR YARATMIŞTIR. AKLIN VE BİLİMİN VE ONLARIN ÜRÜNÜ OLAN İNKILAPÇILIK İLKESİ DOĞRULTUSUNDA GÜNÜMÜZDE ÖZEL SEKTÖRÜN YETİŞEBİLECEĞİ EKONOMİK ALANLARDAN DEVLETİN ÇEKİLMESİ YANİ ÖZELLEŞTİRME ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE AYKIRI DEĞİL, ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ’NİN TA KENDİSİDİR.



DEVLET ÖZEL SEKTÖRÜN ULAŞABİLECEĞİ ALANLARDAN ÇEKİLECEK ANCAK ÖZEL SEKTÖRÜN EKONOMİK GÜCÜNÜN YETMEYECEĞİ ALANLARA YATIRIM YAPMAYA DEVAM EDECEKTİR. GAP PROJESİ BUNUN EN GÜZEL ÖRNEĞİDİR. OTOYOLLAR, KÖPRÜLER, ENERJİ SANTRALLERİ, LİMAN VE HAVA LİMANLARIYLA, SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARI DA DİĞER ÖRNEKLERDİR.

AYRICA ÖZEL SEKTÖR KAR AMACI GÜDER. KAR ZARAR HESABI YAPAR. ANCAK KAR-ZARAR HESABI YAPILMAYACAK YATIRIMLAR VARDIR. BİR KÖYE SU, ELEKTRİK, TELEFON, TELEVİZYON, EĞİTİM VE SAĞLIK HİZMETİ GÖTÜRÜL-MELİDİR VE GÖTÜLMEKTEDİR. ANCAK O KÖYE YAPILAN ELEKTRİK VE SU YATIRIMI NE KADAR SÜREDE KENDİNİ AMORTİ EDİP KARA GEÇECEKTİR. ÖZEL SEKTÖR BUNUN HESABINI YAPMAK ZORUNDADIR. ANCAK ANAYASASINDA “SOSYAL DEVLET” YAZAN BİR DEVLET BUNUN KAR ZARAR HESABINI YAPAMAZ. O HİZMET VATANDAŞA GÖTÜRÜLMELİDİR. BU SOSYAL DEVLET İLKESİNİN, BU DEVLETÇİLİĞİN, BU İNKILAPÇILIK İLKESİNİN BU HALKÇILIK İLKESİNİN, BU ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN GÖREVİDİR. İNKILAPÇILIK İLKESİ DOĞRUL-TUSUNDA DEVLETÇİLİK ÖLMEMİŞTİR VE ASLA ÖLDÜRÜLEMEZ, UYGULANAN İLERİ DEVLETÇİLİK ANLAYIŞIDIR.

İNKILAPÇILIK İLKESİNE BİR DİĞER ÖRNEK OLARAK “TAM BAĞIMSIZLIK” ANLAYIŞINI VEREBİLİRİZ. 1920 VE 1930’LU YILLARDA EMPERYALİST YAKLAŞIM-LAR KARŞISINDA TAM BAĞIMSIZLIK ANLAYIŞI BENİMSENMİŞTİR. ANCAK ÖZEL-LİKLE II.DÜNYA SAVAŞI SONRASI DEĞİŞEN DÜNYA KOŞULLARI TÜRKİYE’Yİ ZATEN ANA HEDEFİ OLAN ÇAĞDAŞ, MODERN VE DEMOKRATİK AVRUPA ÜLKELERİYLE BİRLİKTE HAREKET ETMEYE İTMİŞTİR. BU ÇERÇEVEDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ SOVYET TEHDİDİ KARŞISINDA DEMOKRATİK ÜLKELERİN OLUŞTURDUĞU NATO İTTİFAKINA DAHİL OLMUŞTUR. AYRICA AVRUPA İLE SİYASİ VE EKONOMİK ENTEGRASYONUN HAZIRLIKLARINA BAŞLAMIŞTIR. GÜNÜMÜZDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ AVRUPA BİRLİĞİNE ADAY STATÜSÜ İLE DAHİL OLMUŞTUR. GELECEKTE İSE TAM ÜYE OLACAKTIR. BU ÇERÇEVEDE AKLA ŞU SORU GELMEKTEDİR. "ACABA TAM BAĞIMSIZLIK ANLAYIŞINA İHANET Mİ EDİLMEKTEDİR?" BU SORUYA VERİLECEK OLAN CEVAP KESİNLİKLE "HAYIR" DIR. GÜNÜMÜZDE TAM BAĞIMSIZ OLMAYA ÇALIŞMAK ÇOK DEĞİŞİK ENTEGRASYONLAR ARASINDA YANLIZLIĞA İTİLMEK ANLAMINA GELMEKTEDİR. DOLAYISIYLA GÜNÜMÜZÜN KOŞULLARINDA "TAM BAĞIMSIZLIK" YERİNE “KARŞILIKLI BAĞIMLILIK" ANLAYIŞI TÜRK DEVLETİNİN VE MİLLETİNİN GÜNÜ-MÜZE VE GELECEĞE YÖNELİK ÇIKARLARI AÇISINDAN BİR ZORUNLULUK OLARAK KARŞIMIZA ÇIKMAKTADIR. KARŞILIKLI BAĞIMLILIK; ÜLKELERİN KENDİ EGEMENLİK HAKLARINDAN TAVİZ VERMEDEN, EŞİT KOŞULLARDA ORTAK MENFAATLER İÇİN GÜÇ BİRLİĞİ YAPILMASI YAKLAŞIMIDIR. BU ANLAYIŞIN ÜLKENİN EGEMENLİK HAKKINI ZEDELEMEDİĞİNE EN GÜZEL ÖRNEK GEÇTİĞİMİZ YIL NATO BAKANLAR KONSEYİNDE YAŞANAN GELİŞMELERDİR. AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE DEVLETLERİN KENDİ ARALARINDA, NATO DIŞINDA OLUŞTURMAYA ÇALIŞTIKLARI “AVRUPA GÜVENLİK KİMLİĞİ” OLUŞUMUNA NATO’ NUN ASKERİ DESTEK VERMESİ KONUSUNDA KARAR ALINMASI GÜNDEME GELDİĞİNDE TÜRKİYE; KARAR MEKANİZMASINDA YER ALMADIĞI BÖYLE BİR OLUŞUMA KOŞULSUZ DESTEK VERMEYİ KABUL ETMEMİŞ VE KARAR TASARI-SININ OYA KONULMASI SÖZ KONUSU OLURSA, NATO TARİHİNDE İLK DEFA VETO EDECEĞİNİ BİLDİRMİŞTİR. TÜRKİYE’NİN BU TEHDİDİ KARŞISINDA AVRUPA BİRLİĞİNE VE AYNI ZAMANDA NATO’YA ÜYE DEVLETLERLE DİĞER NATO ÜYE-LERİ BAŞTA AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ OLMAK ÜZERE GERİ ADIM ATMAK ZORUNDA KALMIŞLARDIR. BU GÜNLERDE BU KONUDA TÜRKİYE’Yİ TATMİN EDECEK VE VETO ETME KARARINDAN VAZGEÇİRECEK BİR ÇÖZÜM ARAYIŞI İÇİNDEDİRLER.

BU DA GÖSTERMEKTEDİRKİ TAM BAĞIMSIZLIK, EŞİT KOŞULLARDA BAĞIM-LILIĞA DÖNÜŞMÜŞTÜR. YUKARIDAKİ ÖRNEK BUNUN TÜRK MİLLETİNİN VE DEV-LETİNİN ZARARINA DEĞİL TAM TERSİNE YARARINA OLDUĞUNUN, DELİLİDİR. İNKILAPÇILIK İLKESİNİN GEREĞİ EN GÜZEL ŞEKİLDE YERİNE GETİRİLMİŞTİR.

SÖZÜN ÖZÜ :
* İNKILAPÇILIK : AKILLI OLMAKTIR.
* İNKILAPÇILIK : ÇAĞDAŞ OLMAKTIR.
* İNKILAPÇILIK : MODERN OLMAKTIR
* İNKILAPÇILIK : DİNAMİZMDİR.
* İNKILAPÇILIK : SÜREKLİ GELİŞME VE YENİLENMEDİR.
* İNKILAPÇILIK : ATATÜRK’E SAHİP ÇIKMAKTIR.
* İNKILAPÇILIK : ATATÜRK’ÜN MİRASÇISI OLMAKTIR.
* İNKILAPÇILIK : ATATÜRK İLKELERİNE SAHİP ÇIKMAKTIR.
* İNKILAPÇILIK : ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE SAHİP ÇIKMAK VE GELİŞTİRMEKTİR.
* İNKILAPÇILIK : ATATÜRK İNKILAPLARINA SAHİP ÇIKMAK VE GELİŞTİRMEKTİR.
* İNKILAPÇILIK : DEĞİŞEN DÜNYA KOŞULLARINA AYAK UYDURMAK, AYAKTA KALMAKTIR.
* İNKILAPÇILIK : AKLIN VE BİLİMİN REHBERLİĞİNİ KABUL ETMEKTİR.

Ekleyen: İçerik editörü
Okunma sayısı: 1048

Benzer bilgiler:
Vuslat
Nakarat
Hesperos
Jurnal
Yıllık Yağış Ortalaması En Düşük İller
Mistral
Mal Bildirim Dilekçesi
   
Nedirkisabilgi.com sitesinde yeralan bilgiler internetten derlenmiştir ve sadece bilgilendirme amaçlıdır. Telif sahibinin sitede yayınlanan hangi yazılar üzerinde telif hakkı olduğunu bildirmesi halinde sitede yeralan yazı kaldırılacaktır. Sayfamızda İnkılapçılık İlkesi nedir kısaca cevap verilmiştir, İnkılapçılık İlkesi ne demektir anlamı tanımı hakkında bilgi edinebilirsiniz. Sitede yeralan İnkılapçılık İlkesi ne demek hakkındaki özet bilgiler yeterince bilgilendirmiyorsa bize bildirmeniz halinde gerekli daha geniş bilgi detaylı olarak hazırlanıp yayınlanacaktır. Yalıtım, polyurea su yalıtımı ve mitsubishi klima konularında izobedel ve çözüm klima firmalarından bilgi desteği alınmıştır. İklimlendirme ısıtma soğutma ve klima konusunda mitsubishi klima firmasının mitsubishiklimafiyatlari.org sitesine başvurabilirsiniz.