Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşında Kazandığı ve Kaybettiği Cepheler nedir

nedir kısa bilgi
nedir

Ara

A| B| C| D| E| F| G| H| I| J| K| L| M| N| O| Ö| P| R| S| Ş| T| U| Ü| V| Y| Z|
Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşında Kazandığı ve Kaybettiği Cepheler nedir hakkında özet bilgi


Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşında Kazandığı ve Kaybettiği Cepheler : Osmanlı Cepheleri, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu'nun katıldığı cephelerdir. Bu cepheler;
Kafkasya Cephesi (1914-1918), Rusya'ya karşı. Kazandı
Sina ve Filistin Cephesi (1914-1918), İngiltere'ye karşı. Kaybetti
Irak Cephesi (1914-1918), İngiltere'ye karşı. Kaybetti
Hicaz-Yemen Cephesi, İngiltere ve Araplara karşı. Kaybetti
Çanakkale Cephesi (1915), İngiltere, Fransa ve Commonwealth (İngiliz Milletler Topluluğu) güçlerine karşı.Kazandı
İkinci Dereceden Cepheler
İran Cephesi (1914-1918), Rusya ve İngiltere'ye karşı.
Galiçya Cephesi (1916-1917), bir Osmanlı kolordusu 1916-17'de Berezhany kasabası çevresinde Rusya'ya karşı Avusturya-Macaristan safında savaşmıştır. Kaybetti
Makedonya Cephesi (1916-1918), 10. ve 20. Osmanlı Kolordusu Alman ve Bulgar birliklerinin yanında İngilizlere, Fransızlara ve Sırplara karşı savaşmıştır. Kaybetti

Osmanlı donanmasının Rus gemi ve limanlarına saldırması üzerine 1 Kasım 1914 günü Rus ordusu Kafkasya’da sınırı geçerek Osmanlı topraklarına girdi. Hemen ardından 2 Kasım'da Rusya, 5 Kasım'da İngiltere Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etti. Osmanlı Devleti buna 14 Kasım'da Cihad-ı Ekber ilanıyla karşılık verdi.
I. Dünya Savaşında Osmanlı Cepheleri
Kafkas Cephesi
Enver Paşa kumandasındaki Türk ordusu 21 Aralık'ta (o zamanki Rus sınırı olan) Köprüköy - Eleşkirt hattında hücuma geçti. Sarıkamış yakınında Allahüekber Dağlarına ulaşan ordu burada 1915 Ocağının ilk haftasında ağır bir yenilgiye uğradı. 130.000 kişilik asker mevcudunun 60.000'i çarpışmalarda veya soğuktan donarak şehit oldu. Geri kalanlar esir düştü.

Grandük Nikola kumandasındaki Rus ordusu bir yıllık bir bekleyişten sonra 13 Ocak 1916'da Erzurum cephesinde harekete geçti. 16 Şubat 1916'da Erzurum, 3 Mart'ta Bitlis ve Muş, 18 Nisan'da Trabzon, 24 Temmuz'da Erzincan düştü. Ancak Ağustos ayında Bitlis ve Muş geri alındı.

Rusya'da 1917 Mart ayında Çarlık rejimine karşı başlayan ayaklanma Kasım ayında Bolşevik rejimin kurulması ve 1918 Ocak ayında Rus ordusunun dağılması ile sonuçlandı. Rus ordusunun çekilmesi üzerine, onların boşalttığı alanlarda Antranik komutasındaki Ermeni birlikleri "Batı Ermenistan Geçici Hükümeti" ilan ettiler. Ancak hücuma geçen Türk ordusu karşısında tutunamayarak dağıldılar. 26 Şubat 1918'de Erzincan, 27 Şubat'ta Trabzon, 12 Mart'ta Erzurum, 2 Nisan'da Van kurtarıldı.

3 Mart 1918'de imzalanan Brest Litovsk Antlaşması ile Rusya savaşta kazandığı toprakları terkederek 1878 öncesi sınırlara dönmeyi kabul etti. Bu sırada Tiflis'te kurulan Transkafkasya Cumhuriyeti'nin direnmesi üzerine Halil Paşa kumandasında ileri harekete geçen Türk ordusu 25 Mart'ta Oltu, 3 Nisan'da Ardahan, 5 Nisan'da Batum, 15 Mayıs'ta Gümrü, 20 Temmuz'da Nahcivan'ı aldı ve nihayet 15 Eylül'de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu Bakü Muharebesi (1918)'i kazanarak Bakü'ye girdi. Ekim başında da bir Türk müfrezesi Dağıstan'da kontrolü ele aldı.

Ancak 30 Ekim'de imzalanan Mondros Mütarekesi uyarınca Türk ordusu işgal ettiği Kafkasya topraklarını bırakarak 1914 sınırına geri çekildi. Türk ordusunun boşalttığı Batum, Ardahan ve Kars'ta kurulan Milli Şura Hükümetleri 1919 ilkbaharında Kafkasya'daki İngiliz kuvvetleri tarafından tasfiye edildi.
Çanakkale Cephesi
İstanbul'u bir deniz harekâtıyla ele geçirerek Osmanlı İmparatorluğu'nu safdışı bırakmak ve zor durumda olan Rusya'ya güneyden yardım ulaştırmak projesi savaşın ilk aylarında İngiltere Donanma Bakanı Winston Churchill ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Lord Fisher tarafından ortaya atıldı. Savaşın Alman cephesinde kazanılacağına inanan Kara Kuvvetleri Komutanı Lord Kitchener bu projeye karşı çıktı.

Alman Genel Karargâhı Çanakkale'den gelebilecek tehlikeyi sezerek Çanakkale istihkâmlarının güçlendirilmesine ve boğazın mayınlanmasına karar verdi. Albay Wehrle komutasındaki bir alay bu işle görevlendirildi.

18 Mart 1915'te Fransız ve İngiliz donanmalarından oluşan bir filo Çanakkale Boğazı'nı geçmeye teşebbüs etti, ancak ağır topçu ateşi ve mayın patlamaları sonucunda ilerleyemeyerek geri çekildi.

24 Mart'ta İstanbul'daki Alman Askeri Heyeti'nin başı olan Mareşal Liman von Sanders Çanakkale'nin karadan savunmasıyla görevlendirilen 5. Ordu komutanlığına getirildi. 25 Nisan'da İngiliz, Fransız ve Anzac (Avustralya-Yeni Zelanda Gönüllü Kolordusu) birlikleri Çanakkale Boğazı civarında üç noktada karaya çıktılar. Ancak şiddetli Türk direnişi karşısında ilerleyemeyerek sahi hattındaki dar bir alana sıkıştılar.

Ağustos başında Gelibolu Yarımadası'nın kuzeyine yapılan ikinci müttefik çıkarması da Anafartalar Muharebeleri ile durduruldu. Düşman askeri 8-9 Aralık 1915 gecesi Gelibolu yarımadasını deniz yoluyla tahliye etti.

Çanakkale Savaşına kaymakam (yarbay) rütbesiyle katılan Mustafa Kemâl Bey, büyük yararlıklar göstererek albaylığa yükseltildi.
Irak Cephesi
İngilizler, Osmanlıların Hindistan sömürgelerini ele geçirme riski olduğundan bu cepheyi açtı. Ayrıca Osmanlılar'ın Musul ve Kerkük petrol hatlarını İngilizler önemli görüyordu.

Şatt-ül Arap Nehri üzerindeki Abadan'da İngiliz petrol tesislerini koruma altına almak amacıyla 7 Kasım 1914'te İngilizler (nehrin Osmanlı yakasında bulunan) Fao Adası'na asker çıkardılar. 21 Kasım'da Basra İngilizlerin eline geçti.

1915'te İttihat ve Terakki fedaisi ve Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olan binbaşı Süleyman Askerî Bey komutasında düzensiz bir birlik İngiliz kuvvetlerine karşı akınlar ve sabotaj eylemleri düzenledi. Bunun üzerine Mayıs ayında General Townshend kumandasındaki İngiliz ordusu Bağdat'ı ele geçirmek üzere hareket etti. 24 Temmuz'da Nasıriye, 29 Eylül'de Kut-ül Amare düştü. 22 Kasım'da Selmanpak Muharebesi'nde Mareşal von der Goltz komutasındaki Türk ordusu bir zafer kazandı; Kut'ül Ammare Kuşatması'na daha fazla dayanamayan General Townshend komutasındaki İngiliz Ordusu 29 Nisan 1916'da teslim oldu.

1917'de Irak'taki Türk kuvvetlerinin İran'a sevkedilmesi üzerine tekrar harekete geçen İngilizler 11 Mart 1917'de Bağdat'ı ele geçirdi. Bunu izleyen aylarda Musul hariç Kuzey Irak'ın büyük bir kısmı İngilizlerin eline geçti.
Sina ve Filistin Cephesi
Cemal Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu, İngiliz idaresinde olan Mısır'ı fethetmek amacıyla 28 Ocak 1915'te Süveyş Kanalı'na saldırdı. Saldırı hezimetle sonuçlandı.

27 Temmuz 1916'da Albay von Kress kumandasında 4. Ordu'nun giriştiği İkinci Kanal Seferi de yenilgiyle sona erdi. Bu olay üzerine İngiliz ordusunun generaliEdmund Allenby Mısır'a gönderilerek, bir karşı saldırı için hazırlıklara başladı. Allenby'nin hazırlıkları çerçevesinde, daha önce Suriye ve Filistin'de kazılara katılmış olan Oxford'lu arkeolog ve sanat tarihçisi T. E. Lawrence, Osmanlı idaresine karşı bir Arap İsyanı örgütlemekle görevlendirildi.

27 Haziran 1916'da Mekke Şerifi Hüseyin Osmanlılara karşı isyan ederek Hicaz Krallığı'nı ilan etti. Ürdün, Suriye ve Filistin Araplarının büyük bir kısmı açık veya gizli şekilde Hüseyin ve oğulları Faysal ve Abdullah'ın isyanına katıldı.

Yıldırım Orduları Kumandanı Alman Mareşal Otto Liman von Sanders 1918 yılının Mart ayında Osmanlı 7. ve 8. ordularınının durumunu anılarında anlatır. Orduda Cephane, ayakkabı, yazlık giysi yoktu. Topçu bataryaları atacak mermi bile bulamıyordu. Askerler, kışlık yün giysiler ile 55-60 derece sıcakta ayakkabısız olarak savaşıyordu. Cephe gerisinde ihtiyat birlikleri yoktu onun yerine 200 km uzunluğunda bir boşluk vardı. Atlar ve yük taşıyan hayvanlara bile birkaç aydan beri ne yeterli yiyecek ne de su veriliyordu.[3] 8 Mart 1917'de İngiliz kuvvetleri Gazze'de saldırıya geçerek stratejik Han Yunus mevkiini işgal etti. 6 Kasım 1917'deki Üçüncü Gazze savaşı'nda kesin bir üstünlük elde eden İngilizler, 17 Kasım'da Yafa'yı (bugünkü Tel-Aviv), 9 Aralık'ta da Kudüs'ü ele geçirdiler. 21 Şubat 1918'de Eriha düştü. Bunu izleyen aylar, Şeria cephesinde sonuçsuz çarpışmalarla geçti.

I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı bozgunuyla sonuçlanmasına ve Suriye'nin elden çıkmasına yol açan son karşılaşma 19 Eylül 1918'de başladı. Bu tarihte Nablus yakınında aniden saldırıya geçen İngiliz kuvvetleri, Mecidiye/Megiddo Meydan Muharebesi'nde Mareşal Liman von Sanders komutasındaki Türk ordular grubunu kesin bir yenilgiye uğrattı. Muharebede, 5 İngiliz ve 1 Fransız tümeninde toplam 50.000 kişiden oluşan düşman kuvvetleri iki Osmanlı ordusunu tümüyle dağıtarak büyük bir kısmını esir aldı. 21 Eylül'de düşman eline geçen Nasıra'da 18.000 asker esir düştü. 22 Eylül'de yerli halkın ayaklanarak Türk karargâhına saldırdığı Şam, 1 Ekim'da İngiliz işgaline girdi. 23 Eylül 1918'de istifa eden Liman von Sanders'in yerine, Yaver-i Fahri Hazret-i Şehriyari ünvanı da verilen Mirliva Mustafa Kemal Paşa atandı. 6 Ekim'de Humus, 27 Ekim'de Halep şehirleri de İngiliz kuvvetleri tarafından işgal edildi.
Hicaz-Yemen Cephesi
I. Dünya Savaşı boyunca Osmanlı İmparatorluğu 4 Tümenlik bir kuvvetle Arabistan'daki kutsal İslam şehirlerini korumaya çalıştı. 7. Kolordu'nun birer tümeni Hicaz, Asir, San'a ve Hudeybe'de konuşlandırılmıştı. Uzaklık sebebiyle bu tümenlere yeni asker, malzeme ve silah desteği sağlanamıyordu. 1916 yılında İngilizlerin kışkırtmasıyla, Araplar kendilerini koruyan Osmanlı Kuvvetlerine karşı ayaklandı. Mekke Emiri Şerif Hüseyin, bağımsızlığını ilan etti. Yemen'de İmam Yahya Osmanlılara bağlı kalırken Asir'de Seyyid İdris de ayaklanmaya katıldı. 1917 Şubatında Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığı'na atanmak üzere, Şam'a gelen Mustafa Kemal Paşa, Hicaz'ın boşuna savunulmayıp boşaltılmasını istedi. Manevi sebeplerden dolayı bu istek Fahrettin Pasa tarafindan uygulanmadı. Komutanlık ataması da yapılmadı. Bin bir güçlükle Medine'yi, Yemen'i, Asir'in kuzeyini I. Dünya Savaşı sonuna kadar savunan 7. Kolordu Mondros Mütarekesi'nden bir müddet sonra, 23 Ocak 1919'da teslim oldu.
Savaşın Sonucu
Cepheden gelen bozgun haberleri üzerine 5 Ekim'de Talat Paşa hükümeti Wilson Prensipleri çerçevesinde ateşkes isteminde bulundu. 8 Ekim'de İttihat ve Terakki hükümeti istifa etti. 14 Ekim'de Ferik (general) Ahmet İzzet Paşa yönetiminde "partilerüstü" geçiş hükümeti kuruldu. 24 Ekim'de İngiltere ateşkes teklifini kabul ederek bir Türk murahhasının Limni Adası'ndaki Mondros (Moudros) limanına gönderilmesini önerdi. Mondros'a giden eski Bahriye Nazırı Rauf Bey 30 Ekim'de savaşın fiili bölümünü sona erdiren Mondros Mütarekesi'ni imzaladı.

Türkiye ile İngiltere, Rusya, Fransa, İtalya ve diğer İtilaf Devletleri arasındaki savaş hali ancak 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile sona erdi.

Not
1.^ a b Cemalettin Taşkıran, Ana Ben Ölmedim - 1. Dünya Savaşı'nda Türk Esirleri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Eylül 2001, ISBN 975-458-297-1, s. 47.
2.^ A.g.e., s. 51.
3.^ Vahdettin, M.Kemal ve Milli Mücadele, yalanlar, yanlışlar, yutturmacalar, Turgut Özakman

Ekleyen: İçerik editörü
Okunma sayısı: 617

Benzer bilgiler:
Psişik
Akdeniz Bölgesi Akarsuları
Perihel
Yabancılaştırma Üstüne Düşünceler-Reinhold Grimm
Hicv
Nüfus artışının olumlu ve olumsuz sonuçları
Müzik sözlüğü
   
Nedirkisabilgi.com sitesinde yeralan bilgiler internetten derlenmiştir ve sadece bilgilendirme amaçlıdır. Telif sahibinin sitede yayınlanan hangi yazılar üzerinde telif hakkı olduğunu bildirmesi halinde sitede yeralan yazı kaldırılacaktır. Sayfamızda Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşında Kazandığı ve Kaybettiği Cepheler nedir kısaca cevap verilmiştir, Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşında Kazandığı ve Kaybettiği Cepheler ne demektir anlamı tanımı hakkında bilgi edinebilirsiniz. Sitede yeralan Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşında Kazandığı ve Kaybettiği Cepheler ne demek hakkındaki özet bilgiler yeterince bilgilendirmiyorsa bize bildirmeniz halinde gerekli daha geniş bilgi detaylı olarak hazırlanıp yayınlanacaktır. Yalıtım, polyurea su yalıtımı ve mitsubishi klima konularında izobedel ve çözüm klima firmalarından bilgi desteği alınmıştır. İklimlendirme ısıtma soğutma ve klima konusunda mitsubishi klima firmasının mitsubishi klima fiyatları sitesine başvurabilirsiniz.